Yurt Partisi Genel Başkanı
Sadettin TANTAN
E-mail Kayıt
Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
 
 
 

Seçim Beyannamesi

 

 

YURT PARTİSİ

SEÇİM BEYANNAMESİ

 

 

YURT Partisi olarak, 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleştirilecek Milletvekili Genel Seçimlerine ülkenin tek milli alternatifi olarak katılmaktayız. Yurt Partisi, seçimlerde TEK MİLLİ ALTERNATİF olarak seçmenlerimizden destek istemekte, halkımızın milli, bağımsızlıkçı, cesur, kararlı, boyun eğmeyen, demokrat, Cumhuriyetçi, ülke çıkarlarını her şeyden üstün tutan her ferdinden alacağı destekle Türk siyasal yaşamında büyük bir değişimin ve dönüşümün yolunu açacaktır. Bu kısa ama önemli açıklama, YURT Partisi’nin 7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi’dir.

 

ÜLKEMİZDE MEVCUT DURUM

Türkiye Cumhuriyeti; çok tehlikeli, geri dönülemez, hayati, milletimizin geleceğini, her bir aile ferdini çok yakından ilgilendiren kritik günlerden geçmektedir. Bu çok olağanüstün günlerde ülkemizin içinde bulunduğu durumu özetlersek ;

 

·         Ülkemizin geleceği ve varlığı büyük bir tehdit altındadır.

·         Kurtuluş Savaşı’nda ülkemizi bölmek için yurdumuzu işgal eden güçlere yenileri de eklenerek Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek ve yok etmek için anlaşmışlar ve ülke içindeki yerli işbirlikçilerinin de desteğiyle büyük bir gelişme kaydetmişlerdir. Bugün Türkiye, bölünmeye ve yok edilmeye çalışılan bir ülke görünümündedir.

·         Bölücü hareket ve terör örgütü tarihinde hiç olmadığı kadar güçlenmiş, devlet ile pazarlık yapacak noktaya gelmiş, komşu ülkelerdeki boşluklar ve iç savaşlardan yararlanarak kendi devletini kurma aşamasına gelmiştir.

·         Bölücü terör örgütü, Türkiye’yi parçalayıp yok etmek isteyen güçlerin desteği ve yönlendirmesiyle büyük bir isyan hareketi planlamakta, bu isyan hareketini tüm ülkeye yayarak ülkenin bir iç savaşa sürüklenmesi planları yapmaktadır.

·         Ülkenin bölünmesi ve terör örgütünün güçlenmesine karşın Hükümet ve yetkililer, olaylara seyirci olmakla kalmamakta, adeta ülkenin bazı toprak parçalarını terör örgütüne teslim etmiş bir görüntü sergilemektedirler.

·         Ülke ekonomisi ağır bir ekonomik krizin eşiğine getirilmiş bulunmakta ve bu kriz ortamında önlem alması gereken başta Hükümet ve diğer yetkililer durumun vahametini kavramış görünmemektedir. Adım adım gelen ağır krize karşı acil ve akılcı önlemler almak yerine kendi aralarında iktidar kavgasına tutuşan Cumhurbaşkanı ve bazı Hükümet üyeleri, ülke kaynaklarını bir anda tüketecek ekonomik krize yönelik önlem almamakta direnmekte, alınan göstermelik önlemlerin de krizi arttıracak nitelikte olduğu açık biçimde görülmektedir.

·         Ülke adım adım siyasi, ekonomik, sosyal ve psikolojik bir kriz ortamına sürüklenmektedir.

·         Ülkemizde adalet duygusu ve adalet örgütü ortadan kaldırılmış durumdadır. Bazı bölgelerimizde teröristler ellerinde silahlar ile yol kontrolleri yapıp kendi yöneticilerini atarken seyreden silahlı kuvvetlerimiz ve adalet örgütümüz, facebook’tan ve Twitter’dan Cumhurbaşkanı’nı ve Başbakan’ı eleştirenleri izlemek için timler kurup birkaç kişinin emrine girmiş bir güce dönüşmüş bulunmaktadırlar.

·         Ülkede adalete ve mahkemelere olan güven yok olmuş durumdadır ve halkımız sorunlarını mahkemelere gitmeden çözmek için kendi yöntemlerini arar duruma getirilmiştir.

·         Eğitim sistemiyle yazboz tahtası gibi oynayarak ucube ve yetersiz bir eğitim sistemsizliği yaratan Hükümet, ülkenin bugününü kaybettiği gibi, geleceğini de kaybetmek için elinden gelen bütün gayreti göstermektedir.

·         Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana tartışılmayan kutsal kurumlarımızın saygınlığı giderek ortadan kalkmaktadır. Cumhuriyetin sembolü olan Cumhurbaşkanlığı Köşkü terkedilmiş, Yüce Önderimiz Atatürk’ün gözü gibi baktığı Atatürk Orman Çiftliği’nin ortasına, ağaçlar ve yeşil alanlar katledilerek ve yasalara aykırı biçimde kaçak ve ucube bir Saray inşa edilmiş, Cumhurbaşkanlığı makamı da bu kaçak ve ucube bir binaya taşınmıştır. Böylece, ülkemizde Cumhuriyet dönemi bitirilip Saray Yönetimi getirilmiş durumdadır.

·         Başbakan ve Hükümet, ülkeyi yönetmek konusunda aciz kalmakta, ülkemiz her düzeyde Cumhurbaşkanı ve görevlendirdiği danışmanları eliyle yönetilmektedir.

·         Ülkemizin benimsediği Parlamenter sistem, bağımsız olması gereken Cumhurbaşkanı’nın ve iktidar partisinin tehdidi altındadır. Ülkeye diktatörlük getirecek olan “sözde” Başkanlık Sistemi’ni desteklemek uğruna Anayasayı ve bütün hukuk kurallarını her gün defalarca ihlal eden Cumhurbaşkanı, siyasete, Hükümete, hukuka ve adalete yaptığı müdahaleler ile ülkemizde istikrarsızlığın kaynağı durumuna gelmiştir. Anayasaya göre, bağımsız olma karakteriyle göreviyle ilgili yapacağı işlerde “sorumsuzluk” hakkı elde etmiş olan Cumhurbaşkanı, Anayasaya açık biçimde aykırı hareket edip tarafsız ve bağımsızlığını koruyamadığı için hukuken “Sorumsuzluğu” da ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu durumda, Türkiye’de devlet ve rejimi tehdit eden bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıyadır.

·         Ülkemizin dış politika ilkesi olan “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” anlayışı terk edilmiş, ülkenin bütün komşu devletlerle dostlukları ortadan kalkarak sınır ülkeleriyle savaş noktasına gelinmiş, bazı sınır ülkelerindeki iç savaşa müdahil olunarak terörist güçler devlet eliyle desteklenmiş ve desteklenmeye devam etmektedir. Bu anlayış, Türkiye’yi uluslararası alanda çok zor durumlarda bırakacak, ilerde terörü destekleyen ülke olarak görülmemize neden olacak çok vahim bir durumdur.

·         Ülkenin içinde bulunduğu siyasal, ekonomik, sosyal ve psikolojik çöküntüye daha birçok örnek verilebilir. Eğitimli üniversiteli gençlerimiz sınav kuyruklarında bekletilirken el altından sınavsız ve liyakati olmayan Bakan ve milletvekili yakınlarının işlere yerleştirilmesi, demokratik protesto hakkını kullanan çocuk yaşta gençlerin şiddete maruz kalarak birçoğunun ölmesi ya da ağır biçimde yaralanması, iktidara yönelik yolsuzluk soruşturmalarının değiştirilen mahkemeler ve hakimler sayesinde buhar olup yok edilmesi, çok sınırlı ölçüde bile bağımsız olmaya çalışan gazete ve televizyonların ağır baskılara uğraması, maliye ve soruşturma baskısı içine sokulması, işadamlarının korku atmosferi içinde sindirilmesi, işçi sendikalarının etkisiz hale getirilmesi …. Bütün bu hukuksuzluklar ve adaletsizlikler uzatılabilir.

Kısacası ülkemiz, güçsüzleşmekte, gerilemekte, zayıflamakta, bölünme ve yok olma tehlikesi altında bulunmaktadır. Böylesine kritik bir dönemde YURT Partisi, bütün bu ağır sorunlara karşı milli bir politika uygulayabilecek tek alternatif olarak seçimlerde halkımızın karşısına çıkmaktadır. Halkımızın, 7 Haziran 2015 seçimlerinde İKİ tercihi bulunmaktadır.

1.    Seçmenlerimiz, YA ülkemizi bu duruma getiren ve ülkemizi bölmeye çalışan güçlerin işbirlikçisi AKP ve TBMM içinde AKP’nin meşrulaştırılması dışında herhangi bir rolü olmayan “sözde” muhalefet patilerini desteklemeye devam ederek ülkemizden ve Cumhuriyetimizden Vazgeçeceklerdir

2.    YA DA YURT Partisi’ni destekleyerek emperyalistlerden, ülkemizi bölmek ve parçalamak isteyenlerden, Cumhuriyetimizden intikam almak isteyen hainlere büyük bir ders vereceklerdir.

SÖZ, Milletimizindir.

 

YURDUMUZ İŞGAL ALTINDADIR

Ülkemizi borçlu olduğumuz Kurtuluş Savaşı bağımsızlık harekatının lideri Yüce Önder Mustafa Kemal ATATÜRK, bugünleri çok önceden görmüş ve Gençlere şöyle seslenmiştir:

“… Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkan ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanınbütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakrü zarüret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk İstikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.”

YURT Partisi olarak Aziz milletimize karşı duyduğumuz sorumluluk gereği, halkımıza acı bir gerçeği açıklamak durumundayız.

Bugün, Ülkemiz İşgal Altındadır.

Ülkemizi işgal eden güçler, dışarıdan tankla ve topla bizi yenerek ülkemizi işgali gerçekleştirmiş değildirler. Türkiye’nin tankla ve topla, askerle işgal edilemeyeceğini Kurtuluş Savaşı’nda fazlasıyla öğrenmişlerdir. Ancak, ülkemizin işgali, etrafımızı kuşatan güçlerin içimizdeki işbirlikçileri eliyle gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyetimiz, kurulduğu günden bu yana Türkiye Cumhuriyeti’ni işgal planları yapan ve ülkemizi her anlamda kuşatan güçler, bugün bu emellerini gerçekleştirmişlerdir. YURT Partisi, bu işgal direnebilecek vatanseverlerin adresidir.

TBMM çatısı altında tiyatro salonunda oyun sergilemekle meşgul olan muhalefet partileri, ülkemizi işgal sürecini sadece seyretmişlerdir. İşgale direnecek vatanseverleri yalnızca atalete sürüklemişler, oyalamışlar ve engellemişlerdir. Bu nedenle, ülkemiz bugün işgal koşullarındaysa, iktidar partisi ne kadar suçluysa, TBMM içindeki muhalefet de bunda bu kadar pay sahibidir.

YURT Partisi olarak Ülkemizin İşgaline Direniş Hareketi’ni başlatıyoruz.

Türkiye’nin siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel ve psikolojik olarak kuşatılarak adeta teslim alınması anlamına gelen işgal hareketine karşı bütün vatanseverleri, bütün halkımızı, kadınlarımızı, gençlerimizi, YURT Partisi çatısı altında birleşmeye davet ediyoruz. Bu yürüyüşümüz, ülkemizi Tam Bağımsız bir devlet yapıncaya kadar sürecektir.

Amacımız, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Haklıyız, Hak Yanımızdadır, Kazanacağız.

 

NEDEN YURT PARTİSİ ?

Ülkemizi kuşatan güçler tarafından iktidarından muhalefetine, siyasetinden ekonomisine, sosyal yaşamından kültürel dokusuna, medyasından borsasına, üniversitelerimizden derneklerimize kadar her yerin işgal altına alındığı koşullarda YURT Partisi; Tam Bağımsız Türkiye’yi yaratmak için kutsal yolculuğuna başlamıştır. Bu mücadelede bize destek verecek olan kardeşlerimiz, halkımız, kadınlarımız, gençlerimiz, vatanseverlerimiz, 7 Haziran 2015 genel seçimleri için bizlerle beraber meydanlara çıkmak, YURT Partisi çatısı altında toplanmak, YURT Partisi çatısında yurdu savunmak, işgalcileri sandığa gömmek için el birliğiyle mücadele etmek sorumluluğunda olmalıdır. Bugün başka çözüm yolumuz kalmamıştır. Türkiye’yi işgal eden güçlerin işbirlikçisi AKP iktidarı ve bu işgali seyreden, bu işgale adeta ortak olan TBMM içindeki muhalefetin tasfiye edilmesi zamanı gelmiştir. Bu tasfiyeyi gerçekleştirmeden, Tam Bağımsız Türkiye’yi Kuramayız. Bu tasfiyeyi, seçim sandığında gerçekleştirecek, ülkede yeni bir dönemi başlatacak ve işgalcileri Geldikleri Gibi Ülkelerine Göndereceğiz.

 

YURT PARTİSİ İKTİDARA HAZIRDIR.

YURT PARTİSİ TAM BAĞIMSIZLIK PROGRAMI’NI AÇIKLIYORUZ.

 

Yurt Partisi, Programlı biçimde vatansever ve uzman kadrolarıyla iktidarı devralmaya hazırdır. YURT Partisi, iktidarında uygulayacağı TAM BAĞIMSIZLIK PROGRAMI’nı hazırlamıştır. Bu politikanın Temel İlkelerini, Demokratik Değişim Programı olarak genel hatlarıyla açıklayacağız.

 

YURT Partisi’nin vizyonu, Türkiye’yi 21. yüzyılda bölgenin en güçlü ülkesi durumuna getirerek dünyanın süper güçleri arasında yer almasını sağlamaktır.

YURT Partisi’nin misyonu, Türkiye’yi bölgesel en güçlü ve küresel süper güç yapma vizyonuna ulaşmak için Tam Bağımsız Türkiye’yi kurmaktır.

 

Yurt Partisi’nin Siyaset Anlayışı

Türkiye’nin siyasal ve yönetsel krizinin temelinde mevcut siyasi partilerin yapılanmaları, siyaset yapma biçimleri, iktidara gelme yöntemleri ve amaçları yatmaktadır.

Demokratik rejimlerde siyasi partiler değişim öncüsü, çözümlerin sunucusu konumunda olmak durumundadır. Siyasi partilerin iyi çalışmadığı demokratik rejimler, başarıya ulaşmakta zorluk çekerler. Köklü yapısal ve toplumsal değişimlerin gerekli olduğu ülkemizde siyasi partiler, değişime kapalıdır ve parti içi oligarşinin çıkar çatışmalarının alanı durumuna gelmişlerdir. Bu biçimiyle ülkemizde özellikle TBMM’de temsil edilen siyasi partiler olmak üzere siyasi partilerin çok büyük bir kısmı, iyi çalışmamaktadırlar. Yapılanmaları ülke sorunlarını çözmek üzerine değil belirli bir yönetici grubunun ve onların arkasındaki güçlerin iktidarlarını ve çıkarlarını kollamak üzerine kurulmuştur.

Halkın hesap sorma mekanizmalarının olmadığı ve yargı sisteminin iyi işlemediği bir ortamda bu partiler iktidara geldiklerinde kendilerini iktidara getiren etkili güçlerin güdümünde hareket etmekte, ülke sorunlarını çözmek yerine diyet borçlarını ödemek için toplumun büyük bir kesiminden küçük bir azınlığa gelir transferinde bulunmakta, gelir dağılımını giderek adaletsiz hale getirmektedirler. Üretim ekonomisi yerine rant ekonomisinin egemen olması, sorunların giderek ağırlaşmasına yol açmaktadır. Kamu bankalarından ucuz krediler, teşvikler, vergi istisnaları ve muafiyetleri, haksız kamu ihaleleri, ucuza kapatılan kamu arazileri ve tesisleri, tekel oluşturmalar ve kayırmalar şeklinde dağıtılan rantlar siyasetin de yozlaşmasına neden olmaktadır. Rant paylaşım 1990’lara kadar olan dönemde sol-sağ ayrımı kullanılmak suretiyle örtülmeye çalışmaktadır. Bugün bu çatışma ortamı, Sünni-Alevi çatışması ya da Türk-*Kürt çatışması biçiminde devam ettirilmek istenmektedir.  

Rant paylaşımından zarar gören geniş halk kesimleri ise asıl çözümün bu ayrımları besleyen mevcut düzen partileri yerine ülkemizin sorunlarını çözecek yeni bir siyasi partinin ortaya çıkması olduğu konusunda birleşmek zorundadırlar. İşte giderek sorunların altında ezilen, çözülen Türkiye’nin geçtiği tarihsel dönemeç budur. Türkiye’de değişimin zamanı gelmiştir. Bu değişimin öncüsü ve dinamik gücü, YURT Partisi olacaktır. Bu dönemecin başarıyla aşılması çatışma yerine uzlaşmaya dayanan rant ekonomisi yerine üretim ekonomisini amaçlayan ayrımcılığı öne çıkaran ideolojik yaklaşım yerine ülkenin sorunlarını çözecek bir demokratik değişim programını yaşama geçirmek için kurulan YURT Partisi’nin iktidara gelmesiyle mümkün olmaktır.

 

YURT Partisi’nin ÜÇ Çıkış Noktası

Farklı siyaset anlayış ve yapısını yaşama geçiren YURT Partisi’nin ÜÇ temel çıkış noktası vardır. Birincisi, ülkemizin işgal edilmesi gerçeğine karşılık vatanın yeniden kazanılması ve Tam Bağımsız Türkiye’nin yaratılmasıdır. Tam Bağımsız Türkiye yaratılmadan, ülkemizde düşündüğümüz hiçbir politikayı uygulamamız söz konusu olamayacaktır.

İkincisi çıkış noktası, Türkiye’de “Demokratik Değişimin” gerekliliğidir.  Bugün “demokratik değişim” Türkiye için tarihsel açıdan Atatürk ve mücadele arkadaşlarının 1920’lerde gerçekleştirdiği “Cumhuriyet Devrimi” kadar önemlidir. “Cumhuriyet Devrimi”, Türkiye’nin imparatorluktan ulus devlete, ümmetten millete geçişini sağlamıştır. Laiklik sayesinde Türkiye, çağdaşlaşma yolunda çok önemli adımlar atmıştır. Ancak Türkiye, “ Demokratik Değişimi” gerçekleştiremediği için bugün Cumhuriyet devriminin kazanımlarını kaybetme ve çözülme tehdidiyle karşı karşıyayız. Türkiye’de, demokrasiye devlet yerine özgür birey ve sivil toplum örgütlerinin sahipleneceği ve hesap veren bir devlet anlayışını yerleştirecek bir “ Demokratik Değişim Programı’nın “uygulanmasına ihtiyaç vardır. Bu demokratik değişim programı, temel insan hak ve özgürlüklerinin hukuk devleti güvencesine kavuşturulmasına ve 21. yüzyıla çağdaş, adalete dayanan, kalkınmış ve güçlü bir ülke olarak girilmesine olanak verecektir.

Üçüncü çıkış noktası; ülkeyi bugünkü krize ve tükeniş ortamına, daha da ileriye giderek ülkemizin işgal edilme noktasına gelmesine neden olan mevcut siyasi kadrolardan, partilerden ve anlayıştan kurtulmasıdır. Türkiye’de değişimin önündeki en büyük engel olan mevcut siyasi kadrolar, bunların kümelendiği siyasi partiler ve bu çarpık anlayış; rant paylaşımına dayalı mevcut siyasal ve ekonomik yapıyı yaratarak adaletsizlikleri ve yolsuzlukları kurumsallaştırmıştır. Bu adaletsiz yapı, ülkeyi demokratik bir devlet olmaktan çıkarmış, dış güçlerin her istediklerini yapabildikleri, adeta işgal edilmiş bir ülke görünümüne sokmuştur. YURT Partisi, bu çarpık düzeni değiştirmek için mevcut siyasi ve ekonomik yapıyı köklü biçimde değiştirmek kararlılığındadır.

YURT Partisi Programı’nın temel ilkeleri; ekonomide üretkenliğin esas alınması, istihdam artırıcı yatırımlar yoluyla kalkınmanın gerçekleştirilmesi, çözüm önerilerinin katılımcı ve uzlaşmacı bir anlayışla Ortak Akıl yoluyla üretilmesi ve yaşama geçirilmesi, hukuk devleti, adalet ve insan haklarına dayalı devletin yaratılmasıdır.

Demokratik Değişim Programı: Çerçeve

YURT Partisi, “yepyeni bir Türkiye “amacına ulaşmak için “demokratik Değişim Programını” yaşama geçirecektir. Demokratik Değişim Programı, partinin vizyonu, misyonu ve Tam Bağımsızlık ilkesiyle uyumlu biçimde hazırlanmıştır.

Demokratik Değişim Programının amacı, kendisini bütün yönleriyle geliştirebilen özgür bireylerden oluşan, sorunları ve refahı paylaşan sorumlu bir toplum ile vatandaşına hesap veren, etkin ve şeffaf bir devletin gerçeklik kazandığı güçlü, Yepyeni bir Türkiye’yi kurmaktır. YURT Partisi, bu amacını Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri olan laik, demokratik, sosyal ve hukuk devlet ilkelerini tam anlamıyla yerleştirerek gerçekleştirecektir. YURT Partisi, rekabetçi piyasa ekonomisiyle güçlü bir sosyal devletin varlığının ülke kalkınması için gerekli olduğuna inanmaktadır. Gelişmenin süreklilik kazanması için ekonomik ve siyasi gücün rantiyeci küçük gruplar yerine, toplumun elinde yoğunlaşmasını yaşamsal görmektedir.

Demokratik Değişim Programı’nın üç temel unsuru vardır; özgür birey, sorumlu toplum ve şeffaf devlet anlayışı. Bu unsurlar, sırasıyla yeni bir demokrasi anlayışını yeni bir ahlak ve toplum anlayışını ve yeni bir yönetim anlayışını sergilemektedir. Birey, toplum ve devlet arasındaki ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yeniden düzenlenmesinde ortak payda bu üç unsurun sürekli değişen koşullarda kendilerini yenileyebilecek bir niteliğe kavuşmasını sağlamaktır.  Böylece değişim yumuşak bir şekilde derin krizlere girmeden, kendiliğinden sürekli gerçekleşmesi amaçlanmaktadır. Türkiye’de geleneksel kurumsal yapı ve anlayışın artık sürdürülemeyeceğini, kendisini yenileyebilen, performansı sorunlara çözüm bulma yeteneği ile ölçülen ve hesap veren bir kurumsal yapılanmanın gerekliliği ortadadır.

 

Özgür Birey - Tam Demokrasi anlayışı

Özgür birey, Demokratik Değişim Programı’nın demokrasi anlayışını ortaya koymaktadır. Demokrasi, bireylerin kendilerini her konuda geliştirebilecekleri bir özgürlük ortamını ifade eder. Özgür birey yaklaşımı, bireyin ekonomik, siyasal, toplumsal, kültür ve inanç açısından özgürlüğünü savunmaktadır. Aslında özgür birey yaklaşımı demokrat olmanın aslını oluşturmaktadır. Türkiye’de bugüne kadar demokrasi kültürünün gelişmemesinin altında yatan temel nedenlerden biri demokrat insanların azlığı ve demokrat anlayışın eksikliğidir. Demokratik Değişim Programı, özgür birey yaklaşımı ile sadece Türkiye’de gerçek demokrasi anlayışını yerleştirmek değil, demokrasi eksikliğinden kaynaklanan sorunları demokrasi içinde doğal çözüme kavuşturmak ve onun ötesinde insanımızı 21. yüzyıla hazırlamak iddiasındadır. 21. yüzyıla hazırlık ise bilgi toplumuna geçişi zorunlu kılmaktadır.

 

Özgür Birey ve Bilgi Toplumu

Özgür birey ve bilgi toplumu arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bireyin özgür olmadığı bir toplum bilgi toplumuna geçişi gerçekleştiremez. Bilgi toplumunda bilgi üreten bireydir. Bilgi ancak eleştirel düşünebilen ve yaratıcı olan bireylerce üretilebilir. Bireyin özgür olması yaratıcı olabilmesi için gereklidir. Bireyin eleştirel düşünmesini ve yaratıcılığını kısıtlayacak herhangi bir engel bilgi üretimini de olumsuz olarak etkileyecektir.

Bireyin yaratıcılığının ancak gerçek bir demokrasi içinde gelişme olanağı bulabileceği saptamasını yaparken, demokrasinin toplumun tüm katmanlarına yayılmış olmasını da içerdiğini belirtmek gerekmektedir. Birey, çocukluğunda ailesinden başlayarak okulunda mahallesinde yani etkileşimde bulunduğu bütün toplum düzeylerinde, düşüncelerini ifade edebilme eleştirebilme ve yeni düşünceler geliştirebilme olanağını bulabilmelidir. Kısacası, demokrasi kültürünün yerleşmesi için uygun bir ortam yaratılması gerekmektedir.

Bilgi toplumu, sürekli olarak teknolojide yeni bilgi üreten toplumdur. Yani artık fiziksel sermayenin niceliğinden çok, insan sermayesinin niteliği önem taşımaktadır. Bu anlamda sanayi toplumunun üretim araçlarına sahip olanlar olmayanlar ayrımı ortadan kalkmakta, bilgiye sahip olanlar olmayanlar ayrımı belirleyici hale gelmektedir. Yurt Partisi, bu ayrımın ortadan kalkması için tüm vatandaşların eğitim, sağlık gibi temel hizmetlerden yararlanmasında fırsat eşitliğini sağlar; insana yatırımı en büyük öncelik olarak kabul eder.

 

Sorumlu Toplum, Yeni Bir Toplum ve Ahlak Anlayışı

YURT Partisi’nin Demokratik Değişim Programı’nın Sorumlu Toplum anlayışı, toplumsal dayanışma ve ahlak anlayışı boyutunu özetlemektedir. Yani, sorumlu toplum anlayışı, toplumun dokusunu oluşturan bireylere, değerlere kültüre ve geleneklere sahip çıkarak, bireysel yalnızlaşmayı önleyerek, bireyin değerlerinin gelişmesinin sağlayacak dayanışma ortamını yaratmasının önemini vurgulamaktadır. Aslında, sağlıklı gelişmenin temelinde, kendi toplumsal sorumluluğunun bilincine varmış bireyler vardır. YURT Partisi, bu sorumluluk bilinciyle iktidara geldiğinde sistemi yeniden sağlıklı temellerine kavuşturacaktır.

 

Şeffaf Devlet - Yeni Bir Yönetim Anlayışı

Demokratik Değişim Programı’nın üçüncü unsuru, “şeffaf devlet”tir. Şeffaf devlet, çağdaş ve yeni bir yönetim anlayışını yansıtmaktadır. Devletin ekonomideki rolünün ne olduğu, devletin nasıl yönetilmesi gerektiği sorularının cevapların şeffaf devlet yaklaşımı ile açıklanmaktadır. Devlet, topluluk halindeki insanların iç ve dış güvenlik, adalet, altyapı gibi toplu olarak tükettikleri hizmetleri karşılamak ihtiyacından doğmuş bir kurumdur. Devlet, bu hizmetleri yerine getirmek için, toplumu oluşturan insanların kazançlarından adaletli bir şekilde topladığı vergileri verimli değerlendirdiği ölçüde işlevini yerine getirmiş olur. Sosyal devlet, bireylere fırsat eşitliği tanıyarak toplumsal adaleti göz önüne alarak, devletin asıl işlevinin güçlendirilmesini sağlar. Bu biçimde devletin şeffaf bir niteliğe kavuşturulması, adaletli ve demokratik bir devletin kurumsallaşmasının da gerekli unsurlarından birisidir.

 

Demokratik Değişim Programı’nın Uygulanması

Demokratik Değilim Programı, ülkemizin sorunlarına kendi içinde tutarlı ve çok boyutlu çözümler getirmektedir. YURT Partisi; ülkemizin enflasyon, işsizlik, gelir dağılımında adaletsizlik, eğitim, sağlık, adalet, tarım, kentleşme, yoksulluk, çeteleşme ve diğer sorunlarının birbirinden ayrılmadığının ve birlikte çözülmesi gerektiğinin inancındadır. Bu amaçla, aşağıdaki uygulamalar yoluyla Demokratik Değişim Programı yaşama geçirilecektir.

 

Yolsuzluklar ve Çetelerle Mücadele

Türkiye’de 1980 sonrasından yargının giderek zayıflaması ve devletin halk denetiminden uzaklaşması sonucunda, devlet içindeki yolsuzluklar ve çeteler giderek büyümüştür. Bunun yanında kamu ihalelerindeki yolsuzluklar, kamu bankalarının soyulmaları yaygınlaşmış, Türkiye adeta özel ve resmi çetelerin istilasına uğramıştır. YURT Partisi, yargı sisteminin hızla işler hale getirilmesine ve Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin ödün vermeden uygulanmasına yaşamsal bir öncelik vermektedir. Bunun yanında milletvekili ve memur dokunulmazlıklarının sınırlanması ve hesap veriri konuma gelmeleri gerekmektedir. Kamu ihale sistemi yeniden düzenlenecektir. Güneydoğu sorunun çözümü ise, Türkiye’de ağırlığı giderek artan uyuşturucu parasının sistemi satın alarak, gücünü arttırmasına daha fazla olanak vermeden yaşama geçirilmesidir.

 

Devletin Yeniden Yapılandırılması

Devletin yeniden yapılandırılması, ülke sorunlarına çözüm üreten etkili bir devlet yapısının kurulması için gereklidir. Devlet, yasama-yürütme-yargı güçlerinin ayrılığı ve bağımsızlığını koruyacak şekilde yeniden yapılandırılacaktır.

Yerel nitelikteki hizmetlerin yerel yönetimlerce yerine getirilmesi sağlanarak hizmetlerde bürokrasinin azalması, verimliliğin artması, demokratik denetim gerçekleştirilmesi ve merkezi hükümetin rant paylaşım yeri olmaktan çıkarılması mümkün olacaktır. Yerel yönetimler turizm, trafik gibi yerel hizmetleri üstlenirken; yerel vergileri referandum yoluyla düzenleme gibi yetkilerde sahip olacaktır. Yerel yönetimlerin denetimi geri çağırma, vatandaş girişimi ve referandum gibi mekanizmalarla demokratik bir şekilde gerçekleşecektir.

Yargının bağımsızlığı güvence altına alınırken, yargı görevlilerinin özlük hakları bir an önce iyileştirilecektir. Geciken adaletin adalet olmadığı anlayışı ile yargılamanın çabuklaştırılması için tahkim usulü genişletilecek, bölge temyiz mahkemeleri kurulacak, adli kolluk gücü yaşama geçirilecektir. Avukatların yetki ve sorumlulukları arttırılırken, meslek standartları yükseltilecektir. Yargı birliği gerçekleştirilecektir. Mahkemeler çağdaş bina ve donanımlara sahip olacaktır.

 

Üretim Ekonomisi ve Yönetimde Reform

Türkiye’de enflasyonun temel nedeni, üretim ekonomisi yerine rant ekonomisinin egemen olmasıdır. Verimlilik yerine üretmeden rant paylaşmanın ön plana çıkması son 25 yılda olduğu gibi enflasyonu sürekli kılmaktadır. Devlet adeta bir rant dağıtım ve paylaşım aracı haline gelmiştir. Ucuz banka kredileri, teşvikler, vergi istisnaları ve muafiyetleri haksız kamu ihaleleri, ucuza kapatılan kamu arazileri ve tesisleri tekerler ve kayırmalar şeklinde dağıtılan rantlar devletin giderlerinin arttırdığı gibi gelirlerin azalmasına, israfın artmasına ve üretkenliğin azalmasına neden olmaktadır. Rantların paylaşım kavgası üretkenliğin olmadığı, verimliliğin düşük olduğu bir ortamda enflasyona neden olmaktadır. Enflasyonun temel nedeni olan rant ekonomisi aynı zamanda gelir dağılımında büyük eşitliğe yol açmaktadır. Rant ekonomisi yerine verimliliğe ve rekabete dayanan üretim ekonomisinin kurarak YURT Partisi, enflasyonu ortadan kaldırdığı gibi gelir dağılımda adaletsizliklerimde önleyecektir.

Her şeyden önce devletin elindeki kaynakları verimli kullanması gerekmektedir. Bu devletin yeniden yapılanması ve harcamalarda yolsuzluk ve israfın önlenmesi ile mümkün olabilir. İsrafların önlenmesine devletin en yukarısında başlanacaktır. YURT Partisi, Bakan ve bürokrat sayısını önemli ölçüde azaltacaktır. Yerinde yönetim ilkesiyle bakanlıkların merkez ve taşra örgütlenmeleri etkin hale getirilecektir. Bunun yanında bölgesel kalkınma politikaları kaynakların verimliliği yatırımlara aktarılmasını sağlayacaktır. Gelir politikasını temelini ise düşük oranlı basit bir vergi sistemi ile etkin bir vergi idaresini kurulması oluşturacaktır.  Enflasyon muhasebesi getirilirken, vergi istisna ve muafiyetleri kaldırılacaktır.

YURT Partisi iktidarında kamuda performans yönetimi verimliliği artıracak, enflasyonun düşürülmesini sağlayacağı gibi devletin hızla değişen dünya koşullarına ayak uydurmasını sağlayacaktır. Örneğin enerji alanında performans yönetiminin uygulanmasıyla kayıplar azaltılacak ve özel sektör yatırımların da devreye girmesiyle hem enerji sıkıntı ortadan kaldırılacaktır, hem de sanayimizin dünya fiyatlarıyla elektrik alması mümkün olacaktır.

 

Sosyal Güvenlik, İşsizlik Özürlüler ve Yoksulluk

YURT Partisi, devletin bütün vatandaşlarına insanca yaşam sağlamakla yükümlü olduğu inancındadır. Bugün çok büyük boyutlara varmış olan sosyal güvenlik sisteminin açıklarını kapatılması için gerekli önlemlerin alınması yanında emeklilere rahat bir yaşam düzeyi sağlayacak şekilde sistemin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir kaçak işçiliğin önlenmesi, prim ödemelerinin gerçekçi bir düzeye getirilmesi, çalışma süresinin özendirilmesi, fon yönetiminin iyileştirilmesi işsizlik sigortasının geliştirilmesi gibi önlemler yanında özerk bir yapıya kavuşturulmuş sosyal güvenlik sisteminin her türlü siyasal kaygıdan uzak bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir.

Kamu çalışanlarının toplu sözleşmeli ve grevli sendikal haklarına kavuşması yanında siyasal katılım alanındaki kısıtlamalarının kaldırılması için çalışılacaktır. Haftalık çalışma saatleri tüm çalışanlar için azaltılacaktır.   

Türkiye, özürlülerine sahip çıkmamış, kentleşmeden, yasalara ve sosyal programlara kadar özürlülerini ihmal etmiştir. Yurt Partisi’nin felsefesinin temeli insandır, insana saygı ve onun toplum içinde öne çıkmasıdır. YURT Partisi, toplumsal yaşamın tüm kesimlerinde özürlüleri toplumu ayrılmaz parçası olarak ele alacak ve her alanda temsili yanında ihtiyaçlarının yerine getirilmesini sağlayacaktır.

 Yoksulluğun en büyük nedeni işsizlik ve gelir dağılımda ki adaletsizliktir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçme ve işsizlere iş olanağı sağlanması süreci içinde; devletin yoksullara sahip çıkması, onların yaşama inancını ve topluma güvenini canlı tutacak programları uygulamasına ihtiyaç vardır. Bunlar barınmadan, yiyecek, giyecek, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasına kadar birçok hizmeti içermektedir. Özellikle sokak çocuklarıyla, gelir sahibi olmayan dul ve yetimlerine devlet sahip çıkacaktır.

 

Eğitim ve Sağlık

YURT Partisi, eğitime ve sağlığa milli gelirden ayrılan payları ilk aşamada iki katına çıkaracağı gibi bu iki alanda yerinden yönetim ve toplam ve kalite uygulamasına geçecektir. Okullar kendi kendilerini yönetecek öğretmenler doğrudan okullara başvuracaklardır. Öğretmenler en son bilgiler ışığında 5 yılda bir ulusal yeterlilik testinden geçecek ve bu testlerde aldıkları sonuçlarla istedikleri okullara başvuracaklardır. Okullar, başvuran öğretmenler arasından en yüksek notu alanları seçeceklerdir. Okulların yönetiminde yöneticiler yanında öğretmenler, veliler ve yörenin yerel yönetim, iş ve işçi temsilcileri bulunacaktır. İlçe eğitim müdürleri ilçe düzeyindeki okulları performanslarının denetleyen; il eğitim müdürleri ise, ilçe eğitim müdürlüklerinin performanslarını denetleyen bir konuma gelecektir. Bakanlık ise performans ölçülerini ortaya koyan, eğitim programlarını sürekli yenileyen bir işlev üstlenecektir. İlköğretimde kitaplar ihtiyacı olan öğrencilere parasız olarak bakanlıkça dağıtılacak ve yılsonunda geri alınacaktır.

Türkiye’de ilk ve orta öğretimde ki yetersizlik ve bozukluk sonucu dershaneler ortaya çıkmıştır. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle çarpık bir gelişme söz konusu değildir. Bugün dershaneleri ortadan kaldırarak eğitimin yetersizliğini ortadan kaldırmış olamazsınız. Bu politika, çöpleri halının altına süpürerek temizlik yapmaya benzer. YURT Partisi, eğitim reformu ile düşünmeyi ve beceri kazandırmayı sağlayarak dershanelerin işlevini ortadan kaldıracaktır. Üniversitelerin kalitesi yükseltilirken, meslek okulları ağırlık kazanacaktır. Öğretmenliğin cazip hale gelmesini sağlayacak bütün maddi ve manevi koşullar hazırlanacaktır. 

Eğitim sistemimizde ilkokuldan başlayarak görerek, uygulayarak, anlayarak, sorgulayarak öğrenme temel ilke olacaktır. Öğretim kuruluşların ulusal düzeyde belirlenmiş standartlara ulaşmasını teşvik için, ulusal düzeyde standart yeterlik sınavları uygulaması yürürlüğe konulacaktır. Eğitim planlamasında, geleceğin iş sahaları ve ülkenin ihtiyaçları düşünülerek, öğretimin ilk aşamalarından itibaren ciddi bir yönlendirmeye gidilecektir. Özellikle üniversitelerde üretilen bilgilerin, ekonomimize ve toplumumuza doğrudan katkısı olacak bir biçimde teşvik edilmesi gereklidir. Ülkemizin kıt olan yetişmiş insan ve sermaye kaynakları ülkemizin acil ihtiyaçlarını gözetir bir biçimde değerlendirilecektir. Kısacası, üniversite-sanayi iş birliği sanayimizin açıklarını giderecek bir biçimde örgütlenecektir. Son olarak, üniversite yönetim yapılanması, üniversitelerin bilgi üreten ve aktaran kurumlar olduğu temelinde bir an önce yenilenecektir.

Eğitim sistemimizin reformunu iki temel ayağı olacaktır. Bir yandan yeni teknolojileri üretecek yaratıcı insanları yetiştirileceği seçkin kurumların oluşmasına yardımcı olurken diğer yandan teknolojiyi üretime uygulayacak nitelik iş gücünü hazırlayacak eğitim kurumlarının iyileştirilerek yaygınlaşmasını sağlayacak önlemler geliştirilecektir. Bu bağlamda sürekli eğitim anlayışı eğitim sistemimizin bir parçası haline getirilecektir.

Sağlık alanında ise hastaneler sağlık işletmelerine dönüştürülerek kendilerini yönetir ve sağlık personelini gözetir konuma geleceklerdir. Sağlık bakanlığı koruyucu hekimlikten, ileri araştırmalara kadar performans belirleyen koordinatör rolünde olacaktır. Türkiye’de sağlık sektöründe israfa son verilecek hem sağlık personelinden hem de teçhizattan daha verimli olarak yararlanılacaktır. Tüm vatandaşlarımızın kaliteli sağlık hizmetlerinden yararlanması için ulusal sağlık sigortası geliştirilecek, geliri olmayan ve düşük gelirlerin sigorta masrafların devlet tarafından karşılanacaktır.

 

Kentleşme, Yerel Yönetimler, Çevre ve Kültür Politikaları 

YURT Partisi, ülkemizde çarpık ve düzensiz bir kentleşme, çevre duyarsızlığı ve yozlaştırıcı bir kültür politikasının mevcut olduğu inancındadır. YURT Partisi, kentleşmeyi ekonomik ve toplumsal gelişmenin en önemli süreçlerinden biri olarak görmektedir. Kentleşme süreci, imar, yönetim, sanat ve kültür boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır. Gelişmiş ve gelişmemesi ülkeler arasındaki en büyük fark kentleşmede ortaya çıkmaktadır. Kentleşmenin sadece sosyal ekonomik bir gelişme değil; yerel yönetimler yoluyla demokrasinin yeşerdiği, sanat ve kültürün geliştiği, çevrenin korunduğu bir süreç olması gerekir. Ülkemizdeki çarpık kentleşme süreci çevrenin tahribatına, sanayinin kontrolsüz gelişmesine, tarımın yok edilmesine, gecekondulaşmaya kültür yozlaşmasına ve sanatın yok olmasına yol açmış, yerel yönetimler demokrasi değil yolsuzluk yatağı haline gelmiştir.

 Kentlerin, özellikle birbiriyle yarışan bir kültür ve sanat merkezleri olmaları arttırılırken kamu denetimi yerine özerk kurumların gelişmesi sağlanacaktır. Yeni iller kurulmasında kültür ve sanat faaliyetlerinin varlığı önemli bir ölçüt olarak aranacaktır. Kültürün yerel olarak sahiplenilmesi ve gelişmesi destelenecektir.

Çevre, gelecek kuşaklara bırakacağımız emanetlerimizdir. YURT Partisi olarak çevre konusunda duyarlılığı her düzeyde arttıracağız. Çevre; tarımdan, sanayileşmeye kadar birçok alanı ilgilendirmektedir. Çevrenin korunması ve geliştirilmesi temel hedef alınacaktır. Çünkü çevre sorunlarına duyarsızlık çoğu kez geri dönülemez yeni dev sorunlar yaratacak özellikler taşımaktadır. Enerji üretimde ve sanayileşmede yenilenebilir kaynaklar ve çevre dostu teknolojiler kullanılacaktır. Gecekondu bölgeleri çok katlı, yeşil alanlı sitelere dönüştürülecektir. Metro ve yaylı ulaşım sistemleri desteklenecektir. Çevre konusunda en önemli ilerleme yöre insanlarının bilincini artırma ve yerel yönetimler yoluyla kendi oturdukları yörelerde çevreleri üzerinde tam denetimlerini sağlamakla olmalıdır. Merkezi yönetim ulusal standartların koyulması ve ulusal politikaların geliştirilmesinden sorumlu olacaktır. Bu standartların uygulanmasında sivil toplum örgütlerinin belirleyici konuma gelmesi sağlanacaktır.

 

Kadın ve Gençlik Politikaları

Ülkemizde nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlar siyaset başta olmak üzere birçok alanda eksik temsil edilmekte, en önemlisi kadınların potansiyelinden ülkemiz yeterince yararlanamamaktadır. YURT Partisi, ilk önce kendi örgüt yapısından başlayarak kadınların eşit temsiline çalışacaktır.

Kadınlarımızın sosyal yaşamda hak ettikleri yerlere gelebilmeleri için yasal değişikliklerin yanı sıra kadının katılımını sağlayacak kültür ortamını yaratılması önem kazanmaktadır. Özellikle kadına karşı şiddetin önlenmesi için eğitim çalışmalarına öncelik verilecektir. Bunun yanında kadının çocuk yaşta anne olması ve eğitimsiz kalmasının önüne geçilecektir. YURT Partisi, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmasına yardımcı olacak hizmetleri ve girişimcilik projelerini yaşama geçirilecektir.

Gençlik, bir ülkenin geleceğidir. Türkiye çok genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen, ülke yönetiminde gençler yoktur. YURT Partisi’nin demokratik değişim programının yaratıcı ve itici gücü, gençler olacaktır. Ülkemizde gençliğin kendini geliştirmesi için çok geniş olanaklar harekete geçirilecektir. Eğitim sistemimizde yapacağımız değişiklikler gençlerin kendi potansiyellerini geliştirme olanağı sağlayacak en önemli araç olacaktır. Bunun yanında gençlerin okul çağında bile yarı zamanlı iş edinmeleri sağlanarak mali açıdan kendilerine yeterli konuma gelmeleri, özgürlüklerini yaşamaları ve güven kazanmaları önemlidir. Kültür, sanat, turizm ve spor faaliyetlerini yaygınlaştıran hizmetler uygulamaya konulacak gençlik merkezleri kurulacaktır. Gençlerin sivil toplum örgütleri yoluyla sorumlu vatandaşlar olarak toplumsal projelerde çalışmasına yardımcı olunacaktır. Gençlerin ülke sorunlarının çözümüne katılmaları desteklenecektir.

 

Tarım Politikası ve Kırsal Kalkınma Reformu

Türkiye tarımın çok önemli yapısal sorunları bulunmaktadır. Tarımda verim düşüklüğü ve çalışan nüfusun yüksekliği tarımsal sektörde gelirinde düşük olmasını yol açmaktadır. Türkiye’de bugüne kadar tarım siyasi partiler tarafından sadece oy deposu olarak görülmüş ve taban fiyatlarıyla bu oy deposunu kendilerine çekme çabası öne çıkmıştır ama bu süreç içinde Türkiye tarımda kendine yeter ülke konumdan ithal eden ülke durumuna düşürülmüş, hayvancılık gerilemiş, köylümüz yoksullaşmıştır bunun yanında günümüzde ne verimli tarım topraklarını sanayiye açma, tarımsal ürünlerimizi işleyen TEKEL gibi kuruluşları zarar ettirme ve ormanlarımızın yok etme çabaları yoğunlaşmaktadır. Yakın bir zamanda dikte ettirilen tütün ve şeker yasaları ile ülkemizde tarımın yok edilmeye çalışıldığı açıkça ortaya çıkmıştır.

Türk tarımının en önemli sorunu verimliliği artırmak, gelişmiş teknoloji girdilerde yararlanmaktır. Devletin destekleme politikaları bu alanlara yönelirken, tarımsal işletmelerin gelişmesini ve tarımsal ürünleri işleyecek sanayi yatırımlarının yapılmasını teşvik edecek alt yapıyı sağlamalıdır. Tarımsal kesimde sulamaya önem verirken gıda teknolojisinin geliştiren projeler desteklenecektir. Tarımsal alanlarda eğitim faaliyetleri yöresel ürünlerin değerlendirmesini yapacak becerileri geliştirme üzerine kurulmalıdır. Ürün temelinde teknoloji geliştirme ve Pazar faaliyetleri desteklenmelidir. Ormancılığımızın gelişmesi için orman köylüsüyle yakın bir iş birliği içinde olmak gereklidir.

YURT Partisi’nin tarım politikası, kırsal alanlarda yaşayan, çiftçilik ve hayvancılık yapan vatandaşlarımızın refah içinde ve arzu ettikleri koşullarda yaşamalarını sağlayacaktır. Bu durum, kırdan kente göçü de azaltacağı için ülkenin dengeli bir nüfus dağılımı yaşamasına neden olacaktır. Bunu başarabilmek için YURT Partisi’nin politikası ise kırsal alanda refahın yaratılması amacıyla gerçekleştirilecek olan Kırsal Kalkınma politikalarının benimsenmesi ve yaşama geçirilmesi olacaktır.

 

Esnaf ve Zanaatkarlarımızın Desteklenmesi

Türkiye’de özellikle esnafımıza ve KOBİ’lere yönelik hizmetlerin ve kurumların iyileştirilmesine ihtiyaç vardır.  Bu bağlamda KOSGEB ve İGEME’nin KOBİ’lere verdiği hizmetlerin gözden geçirilmesinde yarar vardır. Küçük ve orta büyüklükteki girişimcilere teknik, finansal ve yönetim danışmanlığı hizmetlerinin etkin bir şekilde verilmesi gereklidir. Bunun yanında, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden esnafımıza ve girişimcilere çok az bir ücret karşılığı bu gelişmeleri sunan birimlerde yaşama geçirilecektir. Girişimcilerin sorunları yakından takip edilecek ve periyodik olarak yürütme ve yasama organlarına iletilecektir. İşletme kurma ve geliştirmede, vergi ödeme kurallarının basitleştirilmesi ve bürokrasinin en aza indirilmesi KOBİ’lere sağlanacak teşviklerin başında gelmektedir. IGEME ise KOBİ’lerin ihraç potansiyelini değerlendirebilmeli, KOBİ’lere dış pazarlar konusunda danışmanlık yapmalıdır.

YURT Partisi, devletin ticarete konu olan mal ve hizmet üretiminden çekilerek rekabetçi piyasa ekonomisi içinde düzenleyici olmasını savunmaktadır. Devlet doğal ve sektörle tekerlerin olduğu ve denetim mekanizmalarının kurulmadığı alanlarda rekabeti sağlamak amacıyla mülkiyet sahibi olabilir. Özelleştirmenin temel amacı verimliliği ve rekabeti artırmak sermayeyi tabana yaymak olacaktır. Çalışanlar mağdur olmayacaktır. Özelleştirmeyi KİT’ler bağlı bulundukları bakanlığın koordinasyonunda kendileri yapacaklardır. Özelleştirme idaresi yeniden yapılandırılacak sadece teknik danışmanlık hizmetleri veren bir kuruluş haline gelecektir kamu bankalarının hemen özelleştirilmesi bankacılık sektöründe rekabeti artıracağı gibi devleti ucuz kredi şeklinde rant dağıtmak yükünden kurtaracaktır. YURT-P, enerji dağıtımı gibi doğal tekel olan alanlarda ise etkili bir denetim mekanizması kurulmadan özel tekeller yaratılmasına karşıdır. Eğitim ve sağlık gibi kamusal hizmetlerde devletin etkin olmasının yanı sıra özel sektör girişimciliği hizmetlerinin ödenebilir ve kaliteli olmasından yanadır. Yabancı sermayeninim özelleştirilecek kuruluşlara talip olması halinde sahip olma yüzdesi sektörün özelliğine göre belirlenecektir. Bugün KİT’lerin özelleştirilmesinin en etkin ve çabuk yolu çalışanlara ve yöre halkına satılmasıdır. Bir iyileştirme programından gecen KİT’lerin uygun fiyatla çalışanlara ve yöre halkına satılması sermayenin tabana yayılarak sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulunacağı gibi bölgesel tekellerin oluşmasını önleyecek, rekabetçi piyasa ekonomisinin yerleşmesine yardımcı olacaktır.

Sektörle politikalar teknolojik acıdan öncelikleri belirleyen yaklaşımlardır. Bu sektörlerin özelliği diğer sanayiler için altyapı oluşturma nitelikleridir. Nitekim Türkiye’nin teknolojik atılım yapabilmesi için aşağıdaki alanlara öncelik verilecektir:

1. Ulusal enformasyon şebekesinin kurulması,

2. Ulaşımda demiryolu, metro, raylı sistemlere ve denizciliğe ağırlık verilmesi,

3. Esnek üretim/esnek otomasyon teknolojilerine ülke sanayinin uyarılması,

4. Uzay, havacılık ve savunma sanayilerinde alan ve ürün bazında yatırım ve gelişme stratejisi,

5. Biyoteknolojide AR-GE üzerinde odaklanma,

6. Çevre dostu ve enerji tasarrufu sağlayıcı teknolojiler,

7. İleri malzeme teknolojileri.

 

Tam Bağımsız Dış Politika

Türkiye içinde bulunduğu Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz bölgesinde hem tarihsel geçmişi hem de potansiyeli dolayısıyla çok önemli bir ülkedir. Türkiye iç sorunlarını çözerken, bölgedeki tarihsel önderlik sorumluluklarını da yerine getirecek, demokrasi ve ekonomi konularında örnek olacak, bölgesinde sorunların çözümünde etkin bir yol oynayacaktır. Komşu ülkelerde olan bağlarını ekonomik işbirliği yoluyla zenginleştirecektir.

YURT Partisi, Türkiye’nin Avrupa Birliğine eşit ve onurlu bir üye olarak katılımından yanadır. Eşit üyelik Türkiye’nin Avrupa birliğinin bölgesel kalkınma, uyum ve diğer mali fonlarından diğer üye ülkeler kıstasları ölçüsünde yararlanması, 1985’ten beri tanınmayan serbest dolaşım hakkının tanınması ve Türkiye’nin nüfusu ölçüsünde siyasi ağırlık kazanmasıyla mümkün olabilir.

YURT Partisi, Türkiye dışında, özellikle Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın haklarının korunması için kurumsal düzenlemelere gidilecektir. Özellikle Kafkaslarda ve orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleriyle ilişkiler geliştirilirken, Rusya ile işbirliği arttırılacaktır.

YURT Partisi, Kıbrıs Türk halkının dünyadan izolasyonuna ve tecrit edilmesine yol açan insan haklarına aykırı haksız durumun değiştirilmesi için Kıbrıs Türklerinin eşit ve adil biçimde temsil edildiği, iki halkın ekonomik ve siyasi eşitliği temeline dayalı, iki bölgeli, iki eşit kurucu devletin oluşturacağı yeni bir ortaklık ve Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili garantörlüğünü içeren kapsamlı çözüm girişimlerine destek olacaktır. Kıbrıs Rum kesimi, Kıbrıs adasının meşru ve yasal temsilcisi değildir.  Demokratik ve yasal olarak eşit ve özgür seçimler ile belirlenmiş KKTC devleti organları ve liderleri, Kıbrıs sorununun çözülmesinde meşru ve yasal taraftırlar. Ayrıca, KKTC’nin ve Kıbrıs Türklerine ait olan doğal kaynaklarının, yerüstü ve yeraltı zenginliklerinin karada ve denizlerde korunması için KKTC’nin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte çalışılmasının zorunluluğuna ve bu konuda kesinlikle ödün verilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

Türkiye’nin AKP iktidarları döneminde izlediği etkisiz ve pasif dış politika yerine YURT Partisi iktidarında ülkenin çıkarlarını koruyan, karşılıklılık ilkesine dayalı kişilikli ve aktif bir dış politika uygulanacaktır.

YURT Partisi, yukarıda açıkladığı politikalar ve uygulamalar ile Demokratik Değişim Programı’nı yaşama geçirebilmek amacıyla burada detayına girilmeyen birçok konuda uzman ve akademisyen kadrolarıyla çalışmalarını yürütmeye devam etmektedir.

YURT Partisi, iktidar olur olmaz yukarıdaki politikalarını uygulamaya koyacak, katılımcı demokrasi anlayışı gereği vatandaşlarımızdan gelen öneriler ve şikayetler doğrultusunda bütün politikalarını zamanında kontrol ederek aksaklıkları ve yanlışlıkları anında düzeltecektir. Bu biçimiyle YURT Partisi, halktan aldığı oy ile iktidara gelip Halk için ve Halkla birlikte bir yönetim kuracaktır.

Ülkemizin küresel ve bölgesel güçler tarafından kuşatıldığı, yurdumuzun adeta işgal edildiği koşullarda YURT Partisi, vatansever güçlerin karşısına gerçekçi ve tek seçenek olarak çıkmıştır. Bütün vatandaşlarımıza, kadınlarımıza, gençlerimize, emekçilerimize, işçi ve köylülerimize, esnaf ve memurlarımıza, öğretmenlerimize ve bütün diğer kesimler ile en başta kendisini Vatansever olarak nitelendiren bütün seçmenlerimize, kadınlarımıza, gençlerimize, emekçilerimize, işçi ve köylülerimize, esnaf ve memurlarımıza, öğretmenlerimize ve bütün diğer kesimler ile en başta kendisini Vatansever olarak nitelendiren bütün seçmenlerimize YURT Partisi’ne Omuz Vermeye, seçimlerde tek milli alternatif olan YURT Partisi’ni İktidara Taşımaya Çağırıyoruz.

SÖZ MİLLETİNDİR.

 

 

                                                                                    SADETTİN TANTAN

YURT PARTİSİ GENEL BAŞKANI