Yurt Partisi Genel Başkanı
Sadettin TANTAN
E-mail Kayıt
Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
 
 
 
29 Mart 2017 Çarşamba

Sadettin Tantan: Türkiye, tek kişi üzerinden tutsak edilmek isteniyor!

Sadettin Tantan, ilginç ve farklı bir kişilik. 1941 yılının 1 Ocak günü Sapanca’da dünyaya gelmiş. Her şeyi ile bizden biri...

 

  • FARKLI BİR KİŞİLİK

Sadettin Tantan, ilginç ve farklı bir kişilik. 1941 yılının 1 Ocak günü Sapanca’da dünyaya gelmiş. Her şeyi ile “bizden biri.” Oysa, güzel bir kariyeri var. Polis Enstitüsü’nden sonra Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olmuş. Bursa İş İdaresi’nde Yüksek Lisans yapmış. İngiltere’de dil eğitimi görmüş. Emniyet’te adım adım çıkmış merdivenleri. Giresun ve Tekirdağ’da Emniyet Müdürlükleri yapmış. Güreş sporuna büyük ilgisi var. 1991-1993 Güreş Federasyonu Başkanlığı’nı üstlenmiş. Emeklilik sonrası ANAP’tan siyasete girmiş, Fatih Belediye Başkanlı, 21. Dönem Milletvekilliği ve 57. Hükümette İçişleri Bakanlığı yapmış. Büyük operasyonlara adını yazdıran Tantan, İçişleri Bakanlığı’ndan alınıp Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanı olması istenince basmış istifayı, ANAP’tan da ayrılmış ve 2002’de Yurt Partisi’ni kurmuş.

Hangi siyasi partinin üyesi olursa olsun, “içinde kirlilik olmayan” her insanın saygısını kazanmış bir düzgün ve temiz insan. Ne var ki, “dili sivri” ve deyim yerindeyse “Doğrucu Davut!” Bu yüzden, özellikle AKP medyasının kapıları O’na kapalı. Kişisel olarak saygı ve güven duyduğum bu insanla Anayasa değişikliği ağırlıklı bir söyleşi yapmak istedim. Sapanca’da buluştuk ve konuştuk. 

SİYASETEN TUTSAĞIZ!..

Tantan’a ilk sorum, ana hatlarıyla Anayasa değişiklik paketine ilişkin. Yanıtlıyor;

Tantan: Anayasa değişikliği paketine, Türkiye’nin siyaseten tutsaklığının bir neticesi olarak bakmak lazım. Türk siyasetinin uzun yıllardan bu yana kimler tarafından tutsak alındığının ve kimlerin taşeron olarak kullanıldığının açık göstergesi olarak görmek gerekiyor.

 

MK: Anayasa değişikliğinin “dış etkenlere” bağlı olduğunu söylüyorsunuz?

Tantan :  Türkiye uzun yıllardır, ekonomisi, maliyesi, siyaseti ve güvenliği ile bağımlı bir ülke. Bu bağımlılık giderek kirli ve kimliksiz sermayenin de egemenliği ile, “kirli ve kimliksiz siyasi kadroları” halkın iradesini gasp ederek parlamentoya taşımış.  Bu Anayasa paketi, Türkiye’yi tek kişinin kontrolüne teslim etmeye yönelik bir düzenlemedir! Yani bu, Türk halkının istediği bir düzenleme değil. Türkiye zaten siyaseten tutsak. Partiler ve genel başkanlar üzerinden tutsak. Şimdi Türkiye tek kişi üzerinden tutsak edilmek isteniyor.

 

  • GENİŞ  HALK KİTLELERİ HABERDAR DEĞİL!..

MK: Türkiye’nin bu Anayasa değişikliği ile birlikte, eyalet sistemine geçmesi mümkün mü?

Tantan: Ulus Devlet’in bir türlü çökertilemediğini gören küresel güçler, küresel sermaye ve batı emperyalizmi, bütün yetkilerin; Yasama, Yürütme ve Yargı yetkisinin tek kişinin üzerine verilerek, kurumsal devleti yani ulus devleti ortadan kaldırarak şahsi bir devlet kurulmasını istiyor.

Şu anda zaten geniş halk kitleleri bu Anayasa değişikliklerinin ne getirip götürdüğünden haberdar değiller! Dikkat ederseniz iktidar sahipleri, Cumhuriyet tarihinde ilk defa halkını tehdit ediyor, halkını aşağılıyor ve  “hayır” tercihi yapacak halkını Türkiye’yi bölmek ve parçalamak isteyen terör örgütüyle birlikte olmakla suçluyor. İktidar, bu derece gözü dönmüş vaziyette.  AKP’nin bu “küresel projeye” sahip çıkmasının nedeni; bir kendi ve yandaşlarının halk tarafından yargılanmasını önlemek, gücü elinde tutarak kendinden sonraki kadroları da belirleyerek yargılanmadan kurtulmak ve kendi devletini kurmak.

 

  • HALKINI ALDATAN BİR SİYASİ ZİHNİYET

MK:  Türk halkı dünden bugüne askerine ve polisine güvenirdi. Oysa bugün, asker de Yargı da siyasi iktidara boyun eğmiş görünüyor. Polis teşkilatındaki “Esadullah Timi” gibi oluşumlar ve polislerin kimi eylemlerde “Rabia işareti” kullanmaları polise olan güveni de sarsmıyor mu?

Tantan : AKP’nin 15 yıllık iktidarına baktığımızda kurumsal yapıların böylesine içten işgal edilmesi ve çökertilmesi ve değişime uğraması Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanının “aldatıldım, yanılttılar, yanlış yaptırdılar,  Dolmabahçe görüşmesinden benim haberim yoktu” gibi halkına yalan söyleyen, halkını aldatan bir siyasi zihniyetle Türkiye karşı karşıya. Şimdi, bir ülke düşünün ki, hep aldatıldığını söyleyen,  terör örgütüyle masaya oturduğunu bile halktan saklayan ve bu konuda o süreç içerisinde Türkiye’nin her tarafını silah ve bombalarla döşediğini kendi emrindeki en yetkili ağızlar söylediği halde bu konuda hiçbir çaba sarf etmeyen bir siyasi zihniyetin esiri vaziyetindedir Türkiye. Böylesine bir esaret altında kurumların kendisini koruyup kollaması mümkün değildir. Zaten, iktidara geldiğinden bu yana, sadece Fethullah cemaati değil, başka cemaatlerin ve KCK-PKK’nın da, ve kendisine doğrudan bağlı kişileri de hak etmediği şekilde kurumlar içersine sokarak ve yasaları da ihlal ederek- gerek İdari yasaları, gerek ceza yasası ve hatta Anayasa’yı da ihlal ederek-kendi oluşturduğu altyapılar kendisine tabi oluyor, şimdi Gülen Cemaatini tasfiye ederken PKK ve KCK ile gerek idari gerekse cezai anlamda, gerekse mali anlamda mücadele etmiyor! Örneğin, mallarına el koymuyor!?

 Bir kurum olarak, Polis teşkilatı çok büyük darbe aldı. Şu anda Türkiye’deki bütün kurumlar siyasi baskı altında. Şükretmek gerekir ki, her şeye rağmen kolluk güçleri yani polis ve jandarma, her türlü siyasi baskıya ve kadro eksikliklerine rağmen kamu güvenliği açısından son derece iyi çalışıyorlar. Ki, siyasi baskı had safhada.

 

  • TÜRKİYE, ADIM ADIMPARÇALANMA SÜRECİNE SOKULUYOR!..

MK:  Anayasa referandumuna yönelik çalışmalarda hem Cumhurbaşkanı’nın hem de Başbakan’ın son derece agresif, suçlayıcı, saldırgan bir tutum takınması, bu tavırlarını yabancı devletlere karşı da sürdürmelerini neye bağlıyorsunuz?

Tantan: Şu anda halk uyandı artık.

Meclis’i tek başına seçime götürebilen bir Cumhurbaşkanı. Meclis’ten istediği yasaları çıkarabilen bir Cumhurbaşkanı. İstediği zaman af çıkarıyor. İstediğini görevden alıyor, istediğini atıyor.”Daha başka ne yetkisi istiyor?” diye milletin kafasında kuşkular belirdi. Herkes aptal değil ki? Sen hem Yargı’ya egemen olacaksın, hem Yasama yetkisini eline alacaksın, hem Yürütme yetkisi senin elinde olacak. Burada yapmak isteği açık, net görülüyor! KCK, PKK ve İŞİD’le mücadele etmek isteğini söylüyorsun ama küresel güçlerle yani ABD, İngiltere ve İsrail’in kontrolünden de çıkamıyorsun! Öte yandan Kıbrıs’ı sahiplenemiyorsun, Ege’deki adalarımız işgal altında ses çıkaramıyorsun! Suriye topraklarında evlatlarımız şehit oluyor, bir şey yapamıyorsun. Bunu herkes görüyor artık.  Fırat’ın doğusunu PKK’ya terk etmişsin, Kuzey koridorunu yanlış politikalar sonucu ABD ve Rusya’nın kontrolüne terk etmişsin. Türkiye’nin adım adım parçalanma sürecine gidildiğini artık herkes görüyor! Ve, bu Anayasal düzenleme ile böyle bir yetki de alıyorsun! Anayasa değişikliği geçtiği takdirde Cumhurbaşkanı isterse “Cumhurbaşkanı Kararnamesi” ile Türkiye’yi değişik bölgelere ayırabilir. Eyalet düzeni kurabilir. Bunu niye yapabilir? Çünkü, Türkiye üzerinde çok büyük bir proje uygulanıyor.  Sadece Büyük Ortadoğu Projesi değil; silahlı kuvvetlerin kontrollü bir şekilde yeniden dizayn edilmesi, ülkenin mali ve ekonomik altyapısının küresel sermayenin hizmetine sunulması, yasaların ve Anayasa’nın küresel güçlerin çıkarlarına göre düzenlenmesini artık herkes görüyor! Bunlar, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin lehine değil, tamamen o güçlerin hizmetine sunulduğunu artık herkes fark etti.

 

  • KİRLİ, KEMİKSİZ SERMAYE EGEMEN OLDU!..

Tantan: AKP’nin 15 yıllık iktidar döneminde alın teri sermayesi tamamen çökertildi,  kirli ve kemiksiz sermaye Türkiye’ye egemen oldukça “Güçlü Devlet” algısı oldu. KCK ve PKK Devleti, AKP Yandaşları Devleti, Cemaatler Devleti. Buradaki maddi büyüklük idari büyüklüğü beraberinde götürdü. Öte yandan; vatandaş cahil bırakıldı, yoksullaştırıldı ve köleleştirildi. Geniş halk yığınları bu durumda olunca halkın kendi geleceğini ve geçimini düşünmekten, evladını işe koymaktan başka bir düşünce içerisinde olmadığı, muhakeme kabiliyetini de kaybettiği bir gerçek. Ve halk yanlış bilgilendiriliyor. Televizyonlarda, gece gündüz farklı bilgiler veriliyor! Böyle olunca da geniş halk yığınları kendi geleceği ile ilgili neyin ne olduğunun farkına varamıyor. Böyle de bir süreç yaşanıyor. Bu, sadece Türkiye’de değil, bütün İslam ülkelerinde böyle. Batı emperyalizmi İslam kimliğini ve Türk kimliğini kullanarak ve Türkiye’yi ve Türk siyasetini kullanarak Ortadoğu, Kafkaslara ve Kıta Asya’ya dönüşü için Türkiye’yi bir taşeron gibi kullanıyor. Ama artık insanlar uyanmaya ve bunu görmeye başladı.

MK: Bu yüzden mi hırçınlaşıyorlar?

Tantan :  Halkın uyanmasından dolayı bu referandumu kaybedeceğini biliyor. Bu referandumla bir kırılma noktası oluşacak, milletin önü açılacak. Bundan sonra Türkiye, kendi geleceğini kendisi inşa edecek. Hukuk, adalet ve demokrasi zemininde.

 

  • MİLLİYETÇİ-MUHAFAZAKAR OYLAR İÇİN!

MK:  Almanya, Hollanda krizleri şart mıydı?

Tantan: AKP, iktidara geldiği günden beri her seçim dönemi öncesi kavga ederek, farklı günden yaratarak seçim kazandı. Bugün de bu krizlere ihtiyacı vardı. “Milliyetçi ve muhafazakar oylara” sahip çıkması lazımdı. Yurt içinde ve yurt dışında kendi seçmenini daha sıkılaştırması ve sandığa agresif olarak gelip oy vermesi için buna ihtiyaç duydu. Ama bu sefer ters tepti. Yurt içinde ve dışında, kendisine olan nefreti daha da artırdı. Bu olaya, İran Şahı gibi, Sadam Hüseyin gibi, Kaddafi gibi, İslam ülkelerinde koltukları ellerinden alınan liderler gibi bakmak lazım!

 

  • AKP BİR TİCARİ SİYASİ PARTİYE DÖNÜŞTÜ

MK: Bir AKP’li başkan yardımcısının “Hayır çıkarsa iç savaşa hazırlanın” sözleri, silahla poz veren AKP’li yöneticiler ve militanlar ve “Halk Özel Harekat” yazılı araçların ortaya çıkmasının anlamı nedir? Neler oluyor? Neler olabilir?

Tantan: AKP’nin stratejisi şuydu; kara para ekonomisi, kayıt dışı ekonomi, kaçakçılık, kumar ve fuhuş ekonomisi, yolsuzluk ekonomisi, terör ekonomisi ve rant ekonomisi. Bundan beslenen geniş kitleler büyük rantlara eriştiler. AKP bir “ticari siyasi partiye” dönüştü. Şimdi, bu gücü bırakmak istemiyorlar. Bunun için de, yerel anlamda kurumsal devlet çökertilirken, içi boşaltılırken, sarayda kendi devletini kurarken, yerel anlamda halkı kontrol edecek organizasyonlar içine girdiler. Tepede Cumhurbaşkanı ve Başbakan tehdit ediyor. Yerelde de yoksul, işsiz güçsüz ve cahil halkı mahalle, ilçe ve il bazında tehdit ediyorlar. “Batı emperyalizmine karşı savaşıyoruz” diyerek genç beyinleri iğfal ederek örgütlüyor, değişik kesimlerden onlara paralar dağıtarak kullanıyorlar. Ama sadece bu değil ki, iktidara geldiğinden bugüne kadar AKP, halkın gözünden kaçan veya çok az insanın bildiği vakıf, dernek gibi yüzlerce örgüt kurdu. Cemaatler de kurdu, PKK ve KCK da kurdu. Sosyal medyada görev yapan gruplar oluşturdu. Böylelikle, Erdoğan’ın istekleri doğrultusunda enformasyon alanında, halkın zihinsel güdülenmesi doğrultusunda etkin çalışmalar yapıldı. Muhalefetin ayağa kalkamamasının sebebi, bunları görememesi ve bunlara karşı bir proje geliştirememesidir. AKP her seçim döneminde muhalefetin halktan kopuk olduğunu, halkla bütünleşemediğini söyledi ve dini de kullandıkları için iktidarlarını devam ettirdiler. Şimdi artık halk bu gerçeği gördüğü için de çöküş süreci başladı. Görünen şu ki; Allah’ın bir lütfu olarak,  sürekli halkına yalan söyleyen, dini kullanan bu siyasi zihniyet, akrebin kendi kendini sokması gibi kendi kendini yok ediyor.

 

  • ENERJİ KAYNAKLARINA SAHİP OLMA KAVGASI!.

MK : Şu anda Erdoğan, Barzani’ye sarılma ihtiyacını neden duyuyor?

Tantan :  Bir ticari ilişki mi var, nedir? Barzani de, PKK da, KCK da, YPG de aynı iradenin kullanımında olan yapılanmalardır! Kavga, enerji kaynaklarına sahip olma kavgası. Ve ne yazık ki, Türkiye bu kavgalarda hep kayıptadır. Türkiye’nin bugün Anayasa değişikliğine ihtiyacı yok. Temel altyapılar oluşturarak, halkın bilinçlendirilmesi gerekir. Halkını örgütleyecek, kendi kurumsal altyapısını güçlendirecek yasal altyapılara ihtiyaç var. Bunlar dile getirilmiyor. Dile getirilse, kirli ve kimliksiz siyasetçiler orada asla olamazlar.